YOZGAT YURT - AY DERNEĞİ BİZ BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ

Bağış Hesaplarımız

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR




Anneciğim...

Okunma  Yazar : EDA ARZU KESER
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 63
Tarih  Tarih : 07 Mayys 2010 14:01

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Anneciğim;


Adının önüne yakışacak kelime bulamadım. Bütün güzel kelimeleri kullansam da seni ifade etmeye yetmez, biliyorum. Sen benim annemsin. Dupduru imanınla, sıcacık duygularınla tohumlarımı filizlendiren toprağımsın. Ömür ağacım senin toprağında meyveye durdu; dualı nefesin ve çileli gözyaşlarınla olgunlaştı. Dualarınla örülen merdivenlerle aşabildim hayatın yokuşlarını, korkunç uçurumlarını.

 

Senin gözyaşların gül tomurcuklarına benzer. Seherin en sakin köşesinde herkes uyurken dökülür duaya kalkmış yumuşak avuçlarına. Gözlerinden dökülen billur katreler, benim hayatımda çiçeklenir birer birer. Karanlıklarım dualarınla aydınlanır. Ümidim odur ki; yollarımın çamuru, kirlerim, hatalarım, dualarınla arınır. Sen ki; gönül ayağım kaymaya meylettiğinde kilometrelerce öteden bunu hissedersin. Çünkü senin gönlün hakiki muhabbete açıktır. Şefkat pınarlarını yollarımdan çekersen ne olur hâlim?!..

 

Anneciğim;

Seni nasıl özlediğimi; karşılıksız, katıksız sevgine nasıl ihtiyacım olduğunu bir bilsen!

 

Âh çocukluğum! Avuçlarımın arasından su gibi akıp giden çocukluğum... Binlerce yitiğimin arasında en paha biçilmez olan, yitip giden çocukluğum...

 

Ve sen anneciğim... Yemeyip yediren, giymeyip giydiren.. benim için saçını süpürge edenim, kokusu güzelim, çilelim...

 

Bazen çocukluğumu ve seni hatırlarım. Böyle zamanlarda içim bir tuhaf olur. Hem tazelenirim, hem insan olmanın ağırlığı altında ezilirim. Ne kadar güzeldi senli günlerim! Kaygısız, tasasız... Sen de, çocukluğum da ne kadar uzaktasınız!

 

Yıllar geçse, ben büyüsem de, her uyandığımda uyanık olurdun. Güneş sen uyandıktan sonra doğardı dâima. Dua ve niyazla ‘Hoş geldin!’ derdin yeni güne.

 

Gündüzlere anahtar olan duanı bitirince, usulca parmaklarının ucuna basarak başucuma gelirdin. Beni uyandırmamak için kapıyı bile kapatmazdın. Menekşe kokulu nefesinde tuttuğun ilâhî güzellikleri yavaş yavaş üzerime üfürürdün. Nefesin dertlerime derman olurdu. ‘Bahtın gündüzler kadar ak, imanın pınarlar kadar duru olsun, ilim ve hilm başına tâc, edep ve haya ömrüne ilâç olsun!’ diye dua ederdin. Sonra, sıcacık bir bûse kondururdun yanağıma. Sanki her bûsende âb-ı hayat gizliydi ve onunla yeşilliği korunurdu yanağımdaki bahçenin.

 

Anneciğim;

Sen güldüğün zaman, yüzündeki bütün çizgiler tebessüm ederdi. Sen şefkat ve sevginle, hayatına hiçbir sahteliğin girmesine izin vermemiştin.

 

Mektep-medrese görmemiştin ama, her söylediğin, her endişen gerçekleşirdi.

 

Yaradan hislerine nasıl bir güç vermişti ki, bunun karşısında şaşkına dönerdim. Senin küçük dünyanın merkezinde evin, seccaden ve tesbihin vardı. Ben bu dünyada ne ekmeğin tükendiğini gördüm, ne de sevginin.

 

Çetin geçen yıllar pembe yüzüne nurdan bir çerçeve çizmiştir. Bize yanık sesinle söylediğin ilâhiler, ahenkli eski türküleri hâlâ gönül kubbemde yankılanır durur. İş yaparken söylediğin eski türkülerinde, ‘Kırmızı gülün alı var’ derdin. Çocuk aklımla sorardım: ‘Kırmızıyla al aynı değil mi?’ Sen de, ‘gül var gülden içerü’ derdin. Küçük aklımla bir şey anlamadan, ‘Hani şu söylediğin Süleyman ilâhisi gibi değil mi?’ derdim. Başını hafifçe eğer, tasdik ederdin.

 

Sabrı beline bir kuşak gibi dolamış benim cefakâr anam. Senin ninnilerin ve masallarınla büyüdük. Sevinç ve elemlerin iç içe geçtiği dağdağalı, fırtınalı bu dünya hayatına senin rehberliğinle hazırlandık; bunu şimdi daha iyi anlıyorum. İnan ki benim nur anam, ruhumu kavrayan sesine ne kadar hasretim! Şimdi burada olsan, buz tutmuş hayatımı sıcacık bakışlarınla ve dualarınla eritsen! Kalabalıklardan, kem bakışlardan o kadar incindim ki!

 

Ağla! Benim için ve bütün çocuklar için ağla! Çünkü, ağlarsan sen ağlarsın, gerisi yalan ağlar. Saçlarının beyaza döndüğü şu demde beni buralarda bırakıp dönüşü olmayan seferlere çıkma ne olur! Gül yüzündeki ışığın serinliğiyle, göğsündeki şefkat pınarlarıyla, uykulara küsmüş gözlerinle seherlere bizden selâm söyle!

‘Anne yüreği’ Yaradan’ın hediyesidir sana, anne!

 

Anneler Gününde annemize bir demet kır çiçeği armağan ederek, bir güzel sözcükle yanağından öperek onu çok mutlu ederiz.

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Foruma Giriş
SEDAT ERGENÇ SEDAT ERGENÇ
Mevlana ve Ask
LEYLA MESE LEYLA MESE
Çocukluk
HAKAN ÇELIKSOY HAKAN ÇELIKSOY
11 Mayis Anneler Günü
EDA ARZU KESER EDA ARZU KESER
Annecigim...
NACIYE EKICI NACIYE EKICI
Hayat
VEDAT ERDEM VEDAT ERDEM
Tapilasi Bu VATAN
MEHMET BULUT MEHMET BULUT
Osmanli Patisahlari
HANDAN AYKUT HANDAN AYKUT
Okul Öncesi Egitim Neden Önemli?
Ugur SAGLAMER Ugur SAGLAMER
Abuk Subuk Günler
GÖKHAN YASLI GÖKHAN YASLI
Ben Sokak Çocuguyum
ÖMER TOSUN ÖMER TOSUN
Ne Olacak ...
LALE GÖÇMEN LALE GÖÇMEN
Yasamin Yankisi
TARIK YILMAZ TARIK YILMAZ
Pasam Kalk ta Gör Halimizi
YASAR GÜLMEZ YASAR GÜLMEZ
Siiir
CAN GÜMÜSHAN CAN GÜMÜSHAN
Fedakarligin Böylesi
MURAT YILDIZ MURAT YILDIZ
Büyük Lider
A.KARADUMAN A.KARADUMAN
Tut Isterim Yüregimden

SON DAKİKA HABERLERİ

ANKET

SİTEMİZİ YENİLEYELİM Mİ





Tüm Anketler

 

YOZGAT YURT - AY DERNEĞİ ( H.ÇELİKSOY)' YA AİTTİR.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi